basliksiz yazi, mode: bunalim | Konudışı | Edebiyat | 29.05.2010
İnsanlar ne kadar zamandır yer yüzündeler? Onbin yıl? Yüzbin? Milyon? Bu sorunun cevabını bilmiyorum ne yazık ki. Merak da etmiyorum aslında. Zamanı bilmem durumumu kötüleştirecek sadece çünkü.
Herşeyin başladığı –ilk insanın yaratıldığı- andan beri konuşulan, hep konuşulan, yazılan, arzulanan, beklenen ve kaybedilen o şeyden bahsediyorum. O milyonlarca yıllık banal duygudan. Aşktan.
Kabaca bir milyon yıllık bir insan varlığından ve yaklaşık 150 bin nesilden bahsettiğimizi düşünürsek; sürü olarak ne kadar dik kafalı olduğumuzu görürüz. Sadece bir olgu bile Darwin’i yalanlamaya yetiyor. Çünkü, biz insanlar hiç bir zaman en büyük zaafımızı yenememiştik. Zayıf ırk elimine olamamıştı.
Yüz elli bin nesil içinde bir nesil bile; bu duyguyu hastalık olarak ele alıp bundan kurtulmayı düşünmemişti. İnsan oğlu bunun yüzünden Cennet’ten kovulmuş ama uslanmamıştı. 1984’te anlatılan o toplumdan bir duygu kadar uzaklıktaydık altı üstü… İnsanlara bunun acısı çekmenin bile büyük bir zevk olduğunu haykırdık. Sanki kanımızı toprağına karıştırıp memleketi kurtarmış gibi bir gururla dolaşıyoruz sokaklarda.
Bazen sadece Winston Smith’in yerinde olmayı diliyorum…
Son olarak hiç yapmadığım birşeyi yaparak; şarkı sözü ile bitireceğim…
Gitmem gerek bu şehirden
Bir rüya oldun sevdamın gergefinde
Neden çocuklar beni gösteriyor
Yağmur yağsa güneşin yerine
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret
Sensizlikten olsa gerek
Çekilmez oldu buralar
Hep benle beraber bulamadıklarım
Bak cesaretim yok artık
Geç oldu yorgunum
Yine deli oldum sayende
Saçında rüzgar
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret
Ayrılıktan olsa gerek
Gecikiyor sabahlar
Hep benle beraber unuttuklarım
Dönmüyor epeydir başım
Denizler yalan
Sevmek ateş olurmuş derler
Yanmak yalan
Şimdi öyle uzakki geldiğim yollar
Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz
Bir çocuktum sevmiştim
Avuçlarımda aynalar
Gayret et güzelim elini uzat
Ha gayret güzelim gayret
Biter elbet bu yağmur sabret
diş tedavisi, dolandırıcı eczane, kristalpark eczanesi, dentatürk, doktorlar | Konudışı | 11.05.2010
Bir yıl kadar önce İstanbul İl Özel İdaresi Ağız ve Diş Sağlığı hastanesinde diş tedavisi oldum. Dört ya da 5 dişime dolgu yaptılar. Tek kuruşta para vermedim. Bir tanesi dışında dolgularımın tümünden memnunum. O bir dolgu şuan azıma dışkılamakta. Zamanla dolgum kırıldı.
İstanbul İl Özel İdaresi Ağız ve Diş Sağlığı hastenesine tekrar gittim, “Dolgum kırıldı,” dedim. Oradaki doktorum bana bu dişi bu hastanenin koşullarında kurtaramayacağını, bu nedenle başka bir doktora gitmem gerektiğini söyledi.
Tanıdık tavsiyesi ile oturduğumuz yere yakın bir dişçiye gittim. Benden sağlam bir para alarak, (200 TL – öğrenci için sağlam bir para.) dişime kanal tedavisi ve yeni dolgu yaptı. Herşey çok güzeldi…
Derken, bu sefer dişim kırıldı. Ayrı tekrar il özel idaresinin hastanesine gittim ve üç-dört ay beklemem gerektiğini dişimdeki o kis küçülmeden dolgu yapamayacaklarını söylediler. Güvendim.
Üç ay kadar bekledim. Dolgum tamemen düştü. Üniversite’min, Mediko-Sosyal birimine başvurdum (1TL ücret ödedim) ve yukarıdaki olayları aynen ona da anlattım ve bana bir çare bulmasını istedim. Sevgili doktorumuz bana yeni bir dolgu yaptı.
Bu tedaviden sonra arkadaşlarla toplandık ve Iron Man 2’yi izledik. Sinemadan çıktıktan sonra dişime bir ağrı girdi. MediaMarkt’ın önünden geçerken görüdüğüm E şeklindeki tabela beni yeniden hayata bağladı. Koşarak içeri girdim ve derdimi bir kere de onlara anlattım. Bana bir ağrı kesici verin dedim. Bana Dolorex diye bir ilaç verdiler. (3TL idi, aldım.)
Bahsi geçen Eczane:
KristalPark Eczanesi
İhsaniye Mh. Crystal Residences
C3-4 Blok No: 50F,
Nilufer / Bursa
Telefon: 0224 240 2520
İlacın parasını öder ödemez hemen bir tane içtim. Kendimi psikolojik olarak da hazırlamıştım. Ağrı kesilecekti; ama kesilmedi. Eve varır varmaz bir tane daha içtim. Bir işe yaramadı. Dayanamadım, internetten hastane aramaya başladım. Malum arama moturundana arama yaptım ve Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin sitesine girmeye çalıştım. Sevgili Superonline fiber bağlantım siteyi açmama konusunda inatlaşmaya başladı. Acı öyle artmıştı ki, ağlamaklı bir sesle ağabeyimi aradım ve siteye girmesini istedim; benim 100Mbit bağlantımla açamadığım siteyi 2Mbit bağlantısı ile açtı ve bana telefon numaralarını verdi. Hemen aradım, acilleri vardı biliyorum. Acil bölümünde uyguladıkları tedavileri sordum ve “Tedavi uygulamıyoruz yalnızca çekim yapıyoruz!” cevabını aldım. Bursa’nın en büyük diş hastanesinin aciline giderseniz dişinizden olacaksınız!
Neyse, bu içime yatmadı. Başka bir diş hastanesi aramaya başladım. Dentatürk isimli özel bir diş hastanesi buldum. Aradım ve acil bölümüne bağlandım. Hangi tedavileri yapıyorsunuz diye sordum; gerekli olan herşeyi dediler. (tedavi ücreti yaklaşık 500TL tutacak.) Paranız varsa, sağlıklısınız.
Özel hastanenin, iyi performans göstermek zorunda olan doktorları ve personeli size sanki Arap Şeyhi’mişsiniz gibi davranırken; beni koruması gereken devletimin doktorları (devletimden maaş alan doktorlar) insana bozouk bir makine muammelesi yapıyorlar. Karşılarındaki hastanın yaşam standartlarını hiç düşünmüyorlar. Dişin mi ağrıyor, çekelim; sonra da protez takarız... Sanırım özel olmayan hastanelerdeki doktorlarının kaseyi yaymasını önlemek için birşeyler düşünülmeli… (İşini layıkıyla yapan doktorlar müstesna…)
Sonuç olarak bu yazıyı da yazmazdım. Ancak, neredeyse herkes tarafından kazıklanınca koyuyor insana. Dentatürk’te ki doktordan öğrendime göre; yukarıda adı geçen Eczanenin bana sattığı ilacın dişe bir etkisi yokmuş. Romatizma ilacıymış… Açık adresini verdim ki gitmeyin.
kullanılabilirlik, kullanıcı deneyimi | Konudışı | 07.03.2010
Yazılımınız, mutlaka sistemle beraber başlasın:
Yazılımınız mutlaka sistemle beraber başlasın ki, onu bilgisayarıma kurmadan önce bir kaç defa düşüneyim. Böyle bir özelliğiniz olmasını istiyorsanız, en azından kurarken bana sorun. Yazılımınızın ne kadar yoğun kullanıldığı benim için önemli değil. Eğer kullanacaksam; ben, kendim açarım.
Adobe Reader’ın ışık hızıyla açılmasına ihtiyacım yok, ama bilgisayarım hızlı açılsın istiyorum. Başlangıca “Speed Launcher” denen şeyi koymadan önce bana sormadığı için Adobe Reader kullanmıyorum…
Yazılımınız kendisini güncelleyecekse, bunu onu açtığım zaman yapsın ya da Windows Görev Zamanlayıcısına bir kayıt filan eklesin. Bunun için bir sistem servisi yüklemesin.
Sistem Tepsisine, simgenizi koyun:
Sistem Tepsisi’ne simgenizi koyun ve bu simgeyi kaldırmam için bana bir seçenek vermeyin ki, yazılımınızı kullanmamak için bir sebebim daha olsun. Microsoft bile bu hatasını düzeltti. Vista’da artık sistem tepsisindeki tüm sistem uygulamaların simgelerini kapatabiliyoruz. Hepsinde “Kapat” ya da “Simgeyi Gizle” diye bir seçenek var.
Anlasılmaz hata mesajları gösterin:
Daha iyisi mi, hiç hata mesajı göstermeyin. Windows Vista (ve Windows 7) gibi, yalnızca “Uygulamada bir sorun oluştu şimdi kapatılacak” diye bilgilendirin. Saçma sapan hata mesajları verin ki, Müşteri Hizmerleri birimizi saatlerce rahatsız edeyim. Aslında basit bir işlemle düzeltebileceğim birşey için yazılımınızı kullanmayı bırakayım…
Yazılımızın çenesi düşük olsun. Olağan işleri yaptığını bildirmek için uyarı mesajları göstersin.
Dosya Uzantısı atamalarını değiştirin:
Yazılımınız, bana sormadan dosya uzantılarını değiştirsin ki; onu bir daha çalıştırmayayım. Müzik dinlemek için Winamp’ı, Film izlemek için KMPlayer’ı kullanıyorum. Birisi yanlışlıkla Media Player’i açtığında sistemimi altüst etmesin.
Yazılımınızın, bir dosya türünü açmak için gerçkten daha iyi olduğunu düşünüyorsanız, kurarken ve/veya kurduktan sonra seçenekler kısmında, o dosya türlerinin hangileri olduğuna benim karar vermeme izin verin.
Fikrimi değiştirmeme izin vermeyin.
Yanlışlıkla F1’e bastım. Yardım’ın ilk defa açılmak için hazırlanmasının bu kadar uzun süreceğini bilmiyordum. Vazgeçtim. Yaptığınız şey, her ne ise onu iptal etmem için bana bir seçenek sunun. Dosya kopyalıyorsanız, kopyaladıklarınızı silin. Disk formatlıyorsanız, formatlanmamış olarak bırakın. Veritabanına birşeyler gönderiyorsanız, işlemi iptal edin. Her ne yaparsanız yapın, iptal etmeme izin verin…
Ama, beni iptal ettiğime de pişman etmeyin. Windows XP’de dosyaları kopyalamaktan vazgeçtikten sonra olduğu gibi iptal etmesem 30 saniye sürecek işlemin iptal edilmesi dakikalarca sürmesin.